Enerji tedariki, veri merkezi operasyonlarının en kritik konularından biridir. İşlem yoğunluklarıyla paralel şekilde artan enerji ihtiyaçlarını en az maliyet ve en yüksek tedarik güvenliğiyle karşılamak, veri merkezi projelerinin çözmesi gereken en önemli sorunlardan biri olarak ön plana çıkmaktadır. Bu yazımızda, veri merkezlerinin enerji ihtiyaçlarının karşılanmasına ilişkin küresel eğilimleri ve Türkiye’de başvurulabilecek yöntemleri inceledik.
Küresel Durum
Uluslararası Enerji Ajansı’nın “Yapay Zekâ için Enerji Tedariki” (Energy Supply for AI) raporunda, yapay zekâ gelişmeleri ve veri merkezi projelerinin doğurduğu enerji talebinin küresel durumu ve ileriye yönelik beklentiler konusunda şu hususlar öne çıkmaktadır:
Veri merkezlerinin hizmet sürekliliği büyük ölçüde kesintisiz elektrik tüketimine dayandığından, veri merkezlerinin enerji ihtiyaçlarının en güvenli ve ekonomik şekilde karşılanması önem arz etmektedir. Veri merkezlerinin kesintisiz ve verimli şekilde hizmet vermesi için gerekli olan soğutma sistemleri de elektrik tüketimlerini önemli şekilde artıran bir unsur olarak öne çıkmaktadır.
Türkiye’de Veri Merkezlerinin Enerji Tedariki
Veri merkezi projelerinin enerji ihtiyacının nasıl karşılanacağı fizibilite aşamasına dahil edilmesi gereken en önemli hususlardan biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Türkiye’de 9 Temmuz 2025 tarihinde yürürlüğe giren İklim Kanunu ile birlikte, sera gazı emisyonlarının azaltımı amacıyla kurulması planlanan emisyon ticaret sistemi kavramsal olarak mevzuata girmiştir. [2] Detaylarının yönetmelikle düzenlenmesi beklenen bu sistem, kullanılan elektriğin yenilenebilir kaynaklardan elde edilmiş olmasının önemini artıracaktır.
Türkiye’de de, küresel örneklerde olduğu gibi, büyük elektrik tüketicilerinin ihtiyaçlarının karşılanmasında EAA ve yerinde üretim seçenekleri ön plana çıkmaktadır.
Uzun Vadeli Elektrik Alım Anlaşmaları
EAA’lar, elektrik tedariğini konu alan ve genellikle 10 ila 20 yıllık süreye sahip uzun vadeli anlaşmalardır. Bu anlaşmaların bir tarafında satıcı sıfatıyla bir tedarik veya elektrik üretim şirketi, alıcı sıfatıyla ise genellikle büyük ölçekte elektrik tüketimi gerçekleştirilen bir sektörde faaliyet gösteren bir tüketici bulunur. Bu modelde alıcı taraf piyasada oluşan fiyat dalgalanmalarına karşı daha öngörülebilir bir fiyattan elektrik alma imkanına sahip olurken, satıcı taraf da uzun süreli tedarik ilişkisi sayesinde gelirini güvence altına almaktadır.
Türkiye’de ise değişken piyasa koşulları dolayısıyla EAA’larda kararlaştırılan elektrik fiyatlarının zaman içinde piyasa fiyatlarına nazaran daha düşük veya daha yüksek kalması riski, bu modelin uygulanmasında çekincelere yol açmakta ve taraflar daha kısa vadeli anlaşmalar yapmaya yönelmektedir.
Küresel örneklerine benzer vade ve koşullarda olmasa da, EAA’lar Türkiye’deki veri merkezi yatırımlarının enerji ihtiyacını karşılamak bakımından hızlı ve avantajlı bir model olma potansiyeliyle öne çıkmaktadır.
Kendi Enerjisini Üretme ve Depolama
Küresel örneklerde karşılaşılan yerinde üretim modeli, Türkiye’de lisanssız elektrik üretimi modelinin içerisinde karşılık bulmaktadır. Türkiye’de elektriğin ticari amaçla üretiminin yapılması lisansa tabi bir faaliyet iken, öz tüketime yönelik üretim yapılan istisnai durumlarda lisans alma zorunluluğu bulunmaksızın elektrik üretim faaliyetlerinde bulunulabilmektedir. Bu durumlar Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretim Yönetmeliği’nin (“Lisanssız Üretim Yönetmeliği”) 5. maddesinde sıralanmaktadır. Bunlardan veri merkezleri bakımından uygulanabilir nitelikte olanlar aşağıdaki şekilde özetlenebilir:
Yukarıda bahsedilen modeller proje geliştirme ve inşaat masrafları içereceğinden, EAA’lara kıyasen ekonomik olarak daha avantajlı olup olmayacağı, ilgili veri merkezinin fizibilite aşamasında değerlendirilmelidir. İhtiyaç halinde EAA’larla lisanssız üretim modellerinin birlikte kullanılacağı karma modeller yapılandırmak da mümkündür.
Kendi elektriğini üretmeye yönelik yatırımların gerçekleşmesinde enerji performans sözleşmeleri (“EPS”) ve bu sözleşmelerin temel aktörleri olan enerji hizmeti şirketleri (“ESCO”) ön plana çıkmaktadır. Türkiye’de uygulanan modellerde, genellikle yatırımın finansmanı ESCO tarafından sağlanmakta, proje sahibi ise işletme döneminde üretilen elektrik üzerinden ESCO’ya aylık hizmet bedeli ödemektedir. Bazı projelerde üretilen ihtiyaç fazlası elektriğin görevli tedarik şirketine satılması halinde elde edilen gelir ESCO’ya ait olurken bazı projelerde ise bu gelir proje sahibine aktarılmaktadır. [3]
Özellikle yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı elektrik üretimi modelinde arz güvenliğini sağlamak adına, depolama teknolojilerinin kullanımı da önem arz etmektedir. Elektrik Piyasasında Depolama Faaliyetleri Yönetmeliği’nde yapılan ve 1 Ocak 2026’dan itibaren yürürlüğe giren değişikliklerle, Lisanssız Üretim Yönetmeliği çerçevesinde ihtiyaç fazlası enerji için mahsuplaşma yapılan lisanssız elektrik üretim tesisleri tarafından depolama tesisleri kurulmasına imkân tanınmıştır. Bu kapsamdaki elektrik üretim tesisi ve bağlantı ekipmanında kullanılan malzemelerin ilgili mevzuat ve standartlara göre imal edilmiş, garanti kapsamında ve son beş yıl içerisinde üretilmiş olması gerekmektedir.
Sonuç
Tüm sektörlerde istikrarlı şekilde artan dijitalleşme eğilimi, Türkiye’de de veri merkezi yatırımlarına ilgiyi artırmaktadır. İlgili yatırımlar planlanırken göz önünde bulundurulması gereken en önemli konulardan biri, bu yapıların kesintisiz elektrik ihtiyacının ne şekilde karşılanacağıdır. Türkiye’de uygulanabilecek EAA ile lisanssız üretim ve depolama modelleri, doğru bir kurguyla, bu ihtiyaca cevap vermek üzere kullanılabilecektir.