Türkiye’de enerji ve maden yatırımcıları, idari izin süreçlerinin, karmaşık ve çok aşamalı olduğu eleştirisini ve yatırımların hızlanması için izin süreçlerinin sadeleştirmesi taleplerini sıklıkla gündeme getirmektedir. Bu çağrıya karşı ilk somut ve kapsamlı adım, 24 Temmuz 2025 tarihli ve 32965 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7554 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (“Süper İzin Kanunu”) ile atılmıştır. Her ne kadar bu kanundaki düzenlemeler çoğunlukla madencilik yatırımlarına yoğunlaşsa da, yenilenebilir enerji yatırımları bakımından da önemli yenilikler getirmektedir. Bu yazımızda, süper izin düzenlemelerinin yenilenebilir enerji yatırımlarına dokunan kısımlarını incelerken bu projelerde gündeme gelen idari izinleri genel bir perspektiften ele aldık.
İdari İzinlere Genel Bakış
Yenilenebilir enerji yatırımlarının hız kazanması, idari izin süreçlerinin hem içerik hem de işleyiş biçimi açısından yeniden ele alınmasını zorunlu kılmıştır. Yatırımcılardan gelen geri bildirimlere göre en çok zorlanılan konular arasında Çevresel Etki Değerlendirmesi (“ÇED”), orman ve mera tahsis amacı değişiklikleri, imar izni gibi yenilenebilir enerji projelerinde alınması zorunlu temel izinlerin her biri için ayrı ayrı ve farklı kurumlardan görüş alınması, kurumlar arasında yeterli koordinasyonun sağlanamaması ve tüm bu sebeplerle izin sürelerinin öngörülemez hale gelmesi yer almaktadır.
Bu sorunlara çözüm arayışı, Avrupa Komisyonu’nun 13 Mayıs 2024 tarihli Yenilenebilir Enerji ve İlgili Altyapı Projelerine Yönelik İzin Verilmesinin Hızlandırılmasına İlişkin Öneri ve Rehberlik Dokümanı [1] ile paralel şekilde Türkiye’de de karşılık bulmuş, izin süreçlerinin sadeleştirilmesi ve daha kısa süreli bir takvime bağlanması gibi öneriler, Süper İzin Kanunu kapsamında yasal zemine taşınmıştır.
Süper İzin Kanunu, farklı kamu otoritelerince verilen imara ilişkin izinlerin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı (“Bakanlık”) nezdinde birleştirilmesini hedeflemektedir. Ayrıca aynı düzenlemeler ile farklı izin süreçlerinin eş zamanlı işletilmesi ve 48 ay ve hatta daha fazlasına kadar uzayabilen bu izin süreçlerinin 24 aylık bir sürece indirgenmesi amaçlanmıştır. Süper İzin Kanunu’nun gerekçesine göre bu yaklaşım, yalnızca yatırımcılar tarafından eleştirilere konu olan idari yükü azaltmakla kalmayıp aynı zamanda Türkiye’nin yeşil dönüşüm hedeflerine daha etkin şekilde ulaşmasına katkı sağlamayı amaçlamaktadır.
Çevresel Etki Değerlendirmesi
Yenilenebilir enerji projelerinin çevre üzerindeki olası etkilerinin belirlenmesi ve bu etkilerin en aza indirilmesini hedefleyen ÇED süreci, gerek bürokratik yoğunluğu gerek aldığı vakit itibarıyla yatırımcılar tarafından en zorlayıcı görülen idari izinlerden biri olarak ifade edilmektedir. Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği (“ÇED Yönetmeliği”) kapsamındaki projeler, büyüklükleri, kapasiteleri ve çevresel etkilerinin ağırlığına göre Ek-1 ve Ek-2 listeleri altında sınıflandırılır. Ek-1 listesinde yer alan projeler, çevre üzerinde önemli etkiler yaratması muhtemel faaliyetler olarak kabul edilir ve bu projeler için doğrudan ve kapsamlı bir ÇED süreci yürütülmesi zorunludur. Buna karşılık, Ek-2 listesinde yer alan projelerin çevresel etkilerinin genellikle daha sınırlı olduğu kabul edilmektedir. Bu projeler için çevresel etki ön inceleme değerlendirmesi yapılır ve bu ön değerlendirme sonucunda projeye kapsamlı bir ÇED süreci uygulanıp uygulanmayacağına karar verilir.
2025 yılında, ÇED süreçlerine ilişkin olarak iki önemli düzenleme yürürlüğe girmiştir. Bunlardan ilki, 26 Haziran 2025 tarihli ve 32938 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren ÇED Yönetmeliği değişiklikleridir. Bu değişikliklerle ÇED Yönetmeliği Ek-1 ve Ek-2’de listelenen projeler için eşik değerler revize edilmiştir. Bu doğrultuda,
ÇED sürecine ilişkin bir diğer önemli değişiklik ise, Süper İzin Kanunu kapsamında yer almıştır. Süper İzin Kanunu ile Ek-2’de yer alan projelere ilişkin “ÇED Gerekli Değildir Kararı” uygulamasına son verilmiş, tüm projeler için ortak bir değerlendirme sistemi getirilmiştir. Süper İzin Kanunu’nun gerekçesinde değişikliğin, kamuoyunda söz konusu kararın proje hakkında hiçbir ÇED süreci yürütülmediği anlamına geldiği yönündeki algıyı sonlandırmayı amaçladığı belirtilmiştir. Bununla birlikte “ÇED Gerekli Değildir Kararı” ibaresi halen ÇED Yönetmeliği kapsamında yer aldığından, Süper İzin Kanunu çerçevesinde ÇED Yönetmeliği’nde de ileriki zamanlarda değişiklikler yapılması beklenmektedir.
Ayrıca Süper İzin Kanunu ile, ÇED sürecinin diğer idari izinlerle eş zamanlı yürütülmesine imkân tanınarak yatırım sürecindeki bekleme sürelerinin azaltılması hedeflenmiştir.
Mera ve Orman Tahsis Amacı Değişiklikleri
Süper İzin Kanunu ile, arazi tahsis süreçlerinin sadeleştirilmesine ve hızlandırılmasına yönelik önemli değişiklikler getirmiştir. Bu kapsamda yenilenebilir enerji kaynak alanlarına (YEKA) ilişkin projelerde mera tahsis amacı değişikliği için artık ÇED raporu aranmayacağı hüküm altına alınmıştır.
Yatırımcılar tarafından eleştirilen bir başka husus, orman arazilerinin kullanımı için gerekli olan izinlerin zaman ve maliyet yükü yaratmasıydı. Süper İzin Kanunu ile getirilen değişiklikler kapsamında, önlisans ve lisans aşamalarında ayrı ayrı yürütülen orman izin süreçleri ile proje geliştirme aşamasındaki sondaj ve ölçüm gibi faaliyetler için öngörülen izinler tek bir süreçte birleştirilmiştir. Ayrıca artık orman tahsis amacı değişikliğine dair izin başvuruları, başvuru tarihinden itibaren en geç altmış gün içinde sonuçlandırılacaktır. Böylece yatırımcıların idari birimlerle mükerrer temas kurmasına gerek kalmadan daha öngörülebilir ve hızlı bir izin mekanizması oluşturulmaya çalışılmıştır.
İmar Planı, Yapı Ruhsatı ve Yapı Kullanım İzni
Yenilenebilir enerji projelerinde inşaata başlanmadan önce, proje sahasına ait imar planı ve haritaların önlisans süresi içerisinde kesinleşmesi gerekmektedir. Benzer şekilde, yine tesisin inşasına başlamadan önce, belediye veya valiliklerden yapı ruhsatı alınması gerekir. Yapı ruhsatı olmaksızın inşaat yapıldığı tespit edilirse inşaat durdurulur ve nihayetinde yapının yıkımına karar verilebilir. Tesisin yapı ruhsatı alma yükümlülüğünden muaf tutulması halinde ise yapı ruhsatı muafiyet belgesi düzenlenmektedir.
Yapı kullanım izni ise yapı ruhsatını veren idareden alınması gereken ve yapının yapı ruhsatına uygun olarak yapıldığını tevsik eden bir başka izindir.
Süper İzin Kanunu ile Bakanlık’a, GES ve RES’ler bakımından imar planlarını onaylama ve yapı ruhsatı, yapı kullanma izni ile işyeri açma ve çalışma ruhsatı düzenleme konusunda yetki verilmiştir. Böylece yatırımcılar belediyeler ve diğer yetkili idareler ile ayrı ayrı süreçler yürütmeden, yalnızca Bakanlık ile muhatap olabilecektir.
İlaveten Süper İzin Kanunu, yapı ruhsatı ve/veya yapı kullanım izni olmadan işletilen ve 31 Aralık 2024 tarihinden önce kısmen veya tamamen işletmeye girmiş lisanslı tesislere, düzenlemede belirtilen şartları karşılaması koşuluyla işyeri açma ve çalışma ruhsatı yerine de geçecek olan uygunluk belgesi alma imkânı getirmiştir.
Süper İzin Kanunu ile ayrıca yenilenebilir tesislere ve ilgili yapılara ilişkin yapı ruhsatı başvurularında, acele kamulaştırma kararına istinaden mahkemece verilen el koyma kararının tapu yerine geçebilecek belge niteliği taşıyacağı düzenlenmiştir. Bu sayede yapı ruhsatı, tapu süreçlerinin tamamlanması beklenmeden alınabilecektir.
İmar planı süreçlerinin sadeleştirilmesine yönelik olarak Süper İzin Kanunu’ndan önce de bir adım atılmıştır. Bu kapsamda, 12 Aralık 2024 tarihli ve 32750 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Köy Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile de izin süreçleri kolaylaştırılmıştı. Bu doğrultuda GES ve RES’ler, belediye ve mücavir alan sınırları içinde ve dışında kalan yerlerde yapı denetimi kapsamından çıkarılmıştı.
Kamulaştırma, İzin, Kira ve İrtifak
Elektrik üretim tesislerinin geniş ve dağınık arazilerde kurulması gerekebileceğinden orman ve mera arazileri gibi özel mülkiyete konu taşınmazlara da zaman zaman ihtiyaç duyulur. Bu kapsamda kamulaştırma, enerji yatırımlarının önünü açan stratejik bir araç niteliği taşır.
Süper İzin Kanunu ile yeşil dönüşüm kapsamında hızlı bir şekilde yatırımların hayata geçirilmesi gereken durumlarda Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu’na 31 Aralık 2030 tarihine kadar acele kamulaştırma kararı alabilme yetkisi tanınmıştır. Ayrıca bu sürenin ihtiyaç halinde Cumhurbaşkanı tarafından bir defaya mahsus olmak üzere beş yıl daha uzatılabilmesi mümkün kılınmıştır.
Ek olarak, Süper İzin Kanunu öncesinde, 31 Aralık 2025’e kadar işletmeye girecek yenilenebilir enerji tesislerinden, ulaşım yollarından ve lisanslarında belirtilen sisteme bağlantı noktasına kadarki enerji nakil hatlarından, lisans tarihinden itibaren 10 yıl boyunca izin, kira, irtifak hakkı ve kullanma izni bedellerine %85 indirim uygulanmaktaydı. Süper İzin Kanunu ile bu süre 31 Aralık 2030’a kadar uzatılmış ve bu sayede yerli kaynakların enerji üretiminde kullanımı desteklenmiştir.
Sonuç
Enerji projelerinde izin süreçlerinin etkinliğini artırmayı amaçlayan Süper İzin Kanunu, yatırımcılar tarafından sıklıkla eleştirilen idari engelleri azaltma yönünde önemli bir adım niteliğindedir. Bu düzenlemelerin pratikte işlerliği ve beklenen faydaları ne ölçüde sağlayacağı zaman içinde netlik kazanacaktır.
AVUKAT
Avukat Enerji / Elektrik Petrol ve Doğal Gaz Madencilik Taşımacılık ve Lojistik Kamu Özel İşbirlikleri ve İmtiyazlar İnşaat ve Altyapı Finansal Hizmetler Projeler ve Proje Finansmanı Bankacılık ve Finans Şirketler ve Ticaret Hukuku Sermaye Piyasası Hukuku Kamu İhale Hukuku Gayrimenkul Hukuku
AVUKAT
Avukat Tüketim Ürünleri Enerji / Elektrik Madencilik Savunma Şirketler ve Ticaret Hukuku Birleşme ve Devralmalar Dava ve Uyuşmazlık Çözümleri
STAJYER AVUKAT
Stajyer Avukat